|

|
|
| EEG:
Elektroensefalografi. Bu teknikle beynin
farklı bölgelerinin elektriksel aktivitesi
kaydedilir. |
|
| Eklem: İki
kemiğin bir araya geldiği bir yapı. Normal
eklemlerde kemiklerin uçlarını örten
pürüzsüz bir kıkırdak tabakası vardır, bu
tabaka hareket serbestliği sağlar ve bir
darbe azaltıcı olarak iş görür. Eklemin
çevresinde sinoviyum adı verilen bir doku
bulunur ve koyu, yapışkan bir sıvı (sinoviyal
sıvı) salgılar, bu sıvı kıkırdağı
nemlendirir ve kayganlığını sağlar. Eklemin
tümünü sert, dayanıklı bir kapsül ve
ligament adı verilen güçlü bağlar çevreler,
bu yapı eklemin stabilitesini sağlar ve
parçaları yerlerinde tutar. Eklemin
hareketini kemiklere tutunmuş olan
tendonları çeken kaslar sağlar. Tendonlar
genellikle sinoviyum ile kaplıdır ve
sinoviyal sıvı serbestçe hareket etmelerine
olanak verir. İnsan vücudunda üç tip eklem
bulunur: 1- Fibröz eklemler: Bu eklemlerde
kemikler birbirine fibröz bağ dokusuyla
bağlanmıştır. Bu yapı çok kısıtlı harekete
olanak tanır ya da hareketsizdir. Fibröz
ekleme örnek olarak kafatası kemikleri
arasındaki eklemler verilebilir. 2- Kıkırdak
eklemler: Kemikler birbirine kıkırk bağ
dokusuyla bağlanmıştır. Bu yapı fibröz
dokuyla desteklenmektedir. Hareket
kısıtlıdır ya da yoktur. Omurlar (vertebra)
arasındaki fibröz kıkırdak diskler örnek
olarak verilebilir. 3- Sinoviyal eklemler:
Sinoviyal eklemler, insan vücudunun işlerini
yapmasını sağlayan hareketli eklemlerdir,
omuz, diz, bilekler gibi. |
|
| Eklem
hipermobilitesi: Eklemin hareket
yeteneğinin artması; jeneralize (genel)
eklem gevşekliği ise genetik olarak
aktarılan bir bağ dokusu hastalığıdır. |
|
| Eklem replasmanı
cerrahisi: (Artroplasti olarak da
bilinir - Kelime anlamı "eklemi yeniden
oluşturmak"tır); Kötü şekilde hasar görmüş
olan eklemin ağrısını geçirmenin ve işlevini
düzeltmenin çok etkili bir yoludur. Kalça ve
diz replasmanları onlarca yıldır başarıyla
gerçekleştirilmektedir; bugün yılda 50,000
civarında total kalça replasmanı (THR)
yapılmaktadır. Eklem replasmanı
operasyonları ayrıca omuz, dirsek, ayak
bileği ve hatta parmaklarda da
gerçekleştirilebilmektedir. |
|
| ELISA (enzyme-linked
immunosorbent assay): Enzime bağlı
immünosorban yöntem. Özellikle kanda antikor
tayinleri için kullanılan bir laboratuvar
yöntemidir. |
|
| EMG:
Elektromiyografi; kasların elektriksel
aktivitesini kaydetme işlemi. Sinirden kasa
giden impulsların (uyarıların) normal
çalışıp çalışmadığını ve kasın gerektiği
gibi yanıt verip vermediğini test etmek için
kullanılabilir. |
|
| Enteropatik artrit
/ enteropatik artropati:
İnflamatuvar barsak hastalığı ve romatizmal
hastalığın bir arada bulunması, örneğin,
ülseratif kolit ve Crohn hastalığı.
Deformite ve kıkırdak yıkımı bu artrit
tipinin özelliği değildir. |
|
| Entezis:
Kemiğin tendon ya da ligament ile birleşme
yeri. |
|
| Entezopati (ya da
entezit): Entezislerin
inflamasyonuyla sonuçlanan herhangi bir
romatizmal hastalık; örneğin, ankilozan
spondilit, psöriyatik artrit ve Reiter
hastalığı. |
|
| Enzimler:
Biyokimyasal reaksiyonlarda katalizör olarak
iş gören kompleks proteinler. |
|
| Eozinofil:
Yabancı maddeleri içine alabilme özelliğine
sahip olan bir akyuvar tipi. Bu hücreler
vücudun allerjik reaksiyonlarında görev
alırlar. |
|
| EPA:
Eikozapentaenoik asid (esansiyel, yani
vücutta üretilemediği için besinlerle
alınması gereken bir yağ asidi). |
|
| Epidemiyoloji:
Tıbbın hastalıkların toplumdaki görülme
sıklığı ve yayılımını inceleyen dalı. |
|
| Epidural:
Bu terim sıklıkla vücudun alt yarısını
uyuşturmak için omurilikteki sinirlerin
etrafına yapılan enjeksiyon için kullanılır.
Işlemin tam adı epidural blokajdır. |
|
| Eritrosit:
Alyuvar (oksijen taşımakla görevli kan
hücreleri). |
|
| ESR:
Sedimentasyon; alyuvarların çökme hızı.
İnflamasyonun derecesini ölçmek için
kullanılan testlerden biridir. |
|
| Etyoloji:
Hastalıkların nedenlerini araştıran bilim
dalı. |