 |
|
İncelmeye karar verenlerin ilk
başvurdukları yöntemler; hızlı
diyetler, zayıflama çayları, sauna
ve hatta bazı zayıflama ilaçları
oluyor. Bütün bu yöntemler, ilk
zamanlarda tartıya çıktığınızda
zayıfladığınız mesajını verse de,
buna aldanmayın. Çünkü ilk
haftalarda vücuttan atılan çoğu
zaman yağ değil, su oluyor.
Kaybettiğiniz sıvıyı geri
aldığınızda ise, eski kilonuza geri
dönüyorsunuz. Öyle yan gelip
yatarak, biraz sıkıntıya girmeden
zayıflamanın yolu yok. Çaba
göstermeden zayıflamak istiyorsanız,
biz size mani olmayalım... Ama
sağlıklı zayıflamayı, kalıcı olarak
forma girmeyi kafaya koyduysanız,
hareket etmeden olmuyor. |
|
| |
|
Diyete günlük kaç kalori ile
başlamak daha uygun olur? Diyet
yapmaya, halen alınan günlük kalori
miktarını 500 - 1000 kalori kadar
düşürerek başlamak gerekir. Bu
düzeyde kalori kısıtlaması, haftada
yarım - bir kg kadar zayıflama
sağlar. Zayıflamak için genellikle,
kadınlara 1000 - 1200 kalorilik,
erkeklere ise, 1200 - 1600 kalorilik
günlük beslenme uygundur. Zayıflamak
için aç kalmanın anlamı yoktur. Bu
şekilde beslenenler zaten kısa süre
sonra tekrar kilo alırlar ve
öncekinden daha fazla kiloya sahip
olurlar. |
|
 |
|
| |
|
Niçin ilk haftalarda daha çabuk
kilo verir, sonra bekleme dönemine
geçeriz? Kilo kaybının iki
dönemi var. İlk dönem hızlıdır.
Karaciğer ve kaslarda depolanmış
olan şekere 'glikojen' adı verilir.
Zayıflamanın ilk döneminde bu depo
glikojen ve proteinlerin yıkımına
bağlı olarak, belirgin bir sıvı
kaybı olur. 24- 48 saat içinde
glikojen depoları azalırken,
vücuttan su atılır. Kişiler hemen
'kilo verdim' diye sevinirler.
Ancak, verilen kilo yağ yıkımından
değil, glikojen ve protein yıkımının
neden olduğu su kaybından ibarettir.
Bu dönemden sonra yağların yakılması
evresi gelir ki, bu evrede başarılı
olmak için; spor yapmak, yürümek ve
gün içinde hareketli olmak büyük
önem taşır. |
|
| |
Kilo
vermenin temelinde ne yatıyor?
Zayıflamanın temelini; enerji açığı
yaratacak bir diyet planlaması oluşturur.
Enerji açığı yaratmak ise, az besin almak
(az enerji almak), hareket ederek ve spor
yaparak kalorileri yakmak (daha fazla enerji
harcamak) sayesinde olur. Diyette yağ
miktarının azaltılması
herkes tarafından benimsense de, toplam
kalori alımı azaltılmazsa, kilo verilemez. |
| |
| Sadece
yağ miktarını azaltarak zayıflayabilir
miyiz? Sadece alınan yağ miktarı
azaltıldığında, altı dokuz ayda ortalama 07.
- 4.4 kg kadar zayıflanır. Bu da, sadece
yağsız yiyecekler yiyerek fazla kilo
verilmeyeceğini gösterir. Karbonhidrat
miktarını azaltmak ise zayıflama yönünden
çok faydalıdır. Şekerli besinler, nişasta,
un, kurabiye, börek, çörek, beyaz ekmek,
kola, bal ve reçel gibi karbonhidratları
azaltmak veya yememek, kilo verilmesine
büyük katkıda bulunur. Toplam günlük kalori
alımı azalmadıkça, özel bir besinin yenmesi
ya da yenmemesi hiçbir avantaj sağlamaz.
Zaten tek tip gıdalı diyetlerin sürekli
uygulanması mümkün olamayacağından, diyet
bırakıldığında, yeniden kilo almak
kaçınılmazdır. |
| |
| Dengeli
bir diyet nasıl olmalı? Dengeli bir
diyette alınan besinlerin yüzde 30 veya daha
azı yağlardan, geri kalanı sebze ve
meyvelerden sağlanmalıdır. Besin alımının
azaltılması veya egzersizin artırılması ile
sağlanacak olan 250 - 500 kalorilik fazladan
bir harcamayla, haftada yarım kilo
verilebilir. Çok düşük kalorili, örneğin;
günlük 250 - 800 kalorilik diyetler
başlangıçta büyük bir hızla kilo kaybına
neden olsa da, bu diyetler uzun süre devam
ettirilemez ve verilen kilolar hızla geri
alınır. Diyet yaparken bazı besinlerin
kalori miktarının bilinmesinde fayda vardır.
Bunlara şöyle örnek verebiliriz; bir bira
410 kalori, bir biftek 300 kalori, bir dilim
kek 165 kalori, bir hamburger 400 kalori,
bir portakal 115 kalori, bir yumurta 78
kalori. Yaklaşık 100 kalorilik besinler
arasında ise şunları sayabiliriz; bir elma,
bir kaşık tereyağı, 20 gram tavuk, bir ufak
patates cipsi, bir küçük çikolata, dört
kaşık bezelye. |
| |
|
Şişmanlama riskinin arttığı yaşam dönemleri
var mı? Yapılan çalışmalar; gebelikte,
beş- yedi yaş arasında, ergenlik döneminde,
menopozda, 25- 35 yaşları arasındaki erken
erişkinlik döneminde, başarılı bir kilo
vermenin arkasından gelen dönemde, kilo alma
riskinin arttığını gösteriyor. |
| |
|
Şişmanlığın oluşumunda ailesel faktörlerin
ne gibi bir önemi var? Şişmanlığın
aileyle ilintili olduğu yıllardır bilinen
bir gerçektir. Anne ve babası şişman olan
kişilerin çocuklarında, şişmanlık daha sık
görülür. Anne ve babası aşırı kilolu
çocukların yüzde 80'inde, anne ve babasından
birisi aşırı kilolu olanların yüzde 40'ında,
anne ve babası normal kilolu olanların ise
yüzde 10'unda, erişkin dönemde şişmanlama
riski vardır. Yapılan genetik çalışmalar,
anne ve babamızdan gelen bazı genetik
bozuklukların, kilo alımında önemli rol
oynadığını göstermiştir. Şişmanlığın
oluşumunda kalıtımın yüzde 35- 50 oranında
rol oynadığı artık biliniyor. |
| |
| Şişman
çocukların, yetişkin dönemde de kilolu
olacağını söyleyebilir miyiz? 3-10 yaş
arasında aşırı kilolu olan çocukların yüzde
50'sinde erişkin dönemde aşırı kilolu olma
riski vardır. Ergenlik çağında aşırı kilolu
olanların ise yüzde 70- 80'inde ileri yaşta
aşırı kilo gelişir. Bu nedenle, çocukluk
çağından itibaren fazla kilolarla mücadele
etmek gerekir. |
| |
|
Psikolojik faktörler şişmanlığa neden olur
mu? Bazı psikolojik rahatsızlıkların
şişmanlık yaptığı biliniyor. Stres ve
depresyon şişmanlığa ve aşırı atıştırmaya
neden olur. Psikolojik sorunu olan
hastaların bir kısmında tıkanırcasına yeme
krizleri ve gece atıştırmaları fazla
görülür. |
| |
|
| Bunlar
diğer yayınladığımız sağlık bilgiler: |
|
|
|
|
|
|